Mahallenin Metin Oktayı (1243 golüm var oglum),anneme göre işsizin önde gideni.Neneme göre profesör oldum,nerden baksan bi mühendis degilim.
Mahallenin sevdiği saygılı adam,ama icinde farklı bi dünya.
15 inde lise 1. sınıfların en yüksek matematik notunu alan çalışkan Kamilimiz.
16 sından bu yana motor ile 9 kaza gecirip hiç sakatlık gecirmeyen talihli gencimiz.
13 ünde Arap kökenli oldugu halde Türk milliyetcisi gerizekalı.
12 sinde aşık oldugu kızla 1 bucuk sene küsen dingil,
10-13 yaşları arasında Kur-an kursunda master yapan Şakirtimiz.
Bu dönem arasında hocadan her gün dayak yiyen akıllı evladımız.
15 inde sagopa kajmerle kendinden geçen ergenimiz,
12 sinde amcasının evladıyla gazeteden yaptığı kapıt paraları gömüp bir daha bulamaya dingiller.
14 ünde counter ustası,17 sinde age of empiresin kralı.
15 inde Yüzüklerin Efendisi ile tanuştıgında ertesi gün okulun Aragornu.
9 unda Sınıf arkadaşının masum öpücüğüyle utanan,aynı sınıftaki başka kızın yemeğşyle gecinen uyanıgımız.
18 inde Mahalle maclarında kaybettiği cola sayısıyla Bakkal hamit amcanın rekorlar kitabına giren adam.
8 inde Sırf dua okuyup güzel mezar yapmak icin kuş,kertenkele,kedi öldüren adam.
7 sinde horozları yumurtlamıyor diye yengesinin tavuklarının yumurtladıklarını calıp horozların altına koyan adam.
11 inde sınıf arkadaşları üşüyor diye sınıfa kaçak yollarla odun taşıyan adam.Tabi dayagı yedim sonra
6 yaşından itibaren renkli göz zaafı olan kamilimiz.(seri hiç bozulmadı.)
22 sinde tanısmaması gereken insanlarla tanışıp ona İzmire mal olan Mecnunumuz.
5 inde R"leri söyleyemedigi icin kuzenleri tarafından sesi teybe kaydedilen adam.Hüyyiyet,Yadikal..
12 sinde Sınıf arkadaşının kaybettiği paraya üzülüp cebindeki parayı yere atıp buldu havası veren adam.(stefan bu sanaydı)
13 ünde annesinin aldıgı bayramlık öküzü elinden kacırıp,arkasından 7 km yalın ayak koşan gerizekalı.
12 sinde ilk okul hocasına aşık olup,aynı hocadan tek derste 5 tokat yedikten sonra nefret eden mecnun.
19 yıl her pazar kilise çanıyla uyanan adam.3 yıldır o pazarları özlemekteyim.
İlk okul boyunca 8 yıl spor kolu başkanlıgı yapmış adam.O bölümün RTE si gibiydim şerefsizim.
Önder 2,4 yaşındayken.
https://www.youtube.com/watch?v=Rbm6GXllBiw
Şurayada geleceğimizi yazalım.
24 ünde fitness hocası (3,8 yıllık tecrübe cok sey degil)
25 inden itibaren her yazı farklı bir avrupa ülkesinde olan hayalcimiz.(hala olmadı ama az kaldı)
26 30 arası güney amerikada gezecek yer bırakmayan filintamız.(1 2 sene sapma olsun nolacak)
30 undada artık evleniriz herhalde.32 33 ünde de ..orasına geliriz daha.(nah evlenirim)
5 sene olmuş yazalı (2017) ,çok şeyde değişmemiş Güney Amerikayı bi şekilde yapmamız lazım onunda çaresine bakacağız.
eski bir yazı hafif toparladık.yas 24 daha yolun çeyreği mi dersin?
24 mart 2018
Vay be 1 sene geçmiş totalde 4. 9 eylülde okurken bloggeri olan hoşlandığım kızın dikkatini çekmek için başlamıştım yazmaya da herkesten habersiz günlük gibi oldu.
Gel gör ki güzelim ne sen çok gencsin ne benim ruhum ölü.Alintı yapmayı da severim sizden iyi olmasin.
Yapamadığımız şeylere bahane bulmak yerine ki bahanem mevcut sistemin tüm serefsizliginin bizim nesle denk gelmesi ki bence gayet makul,benim de saykoluğum bunda etkili.
25 yaşında yazıyı tekrar toparlamaya karar vermişken 22 yaşımda daha yaratıcı,az da ayran gönüllü oldugumu kabul etmeliyim ki 24 25lere kadar karne iyi değil.
Bu yazının kötü tek tarafı dinledigim binlerce şarkıyı,izledigim filmleri yazmiyor olmam.Onları ayri bir deftere not almam.Belki bir gün sahalara dönersek buraları da okuruz.
Her ne olursa olsun hic bir zaman bu ülkede mutlu olamayacagimi bilmemin verdiği aci-rahatsızlik ne yapacagımı bilmeme ayrı bir etken.ne kadar zorumuza gitse de bu topraklarin evladiyiz.Elimizden bir şey gelmez.
Yukaridaki motor kazalarıma 2 daha ekliyorum.Bir sürü muzikde bırakmak isterdim ama herhalde Quenn'in I want to break canli performansı yeter.Buraya kadar okuyanda açıp baksın bir zahmet (link veremiyorum telif yiyor)
(bu yazıyı ilk ele aldığımda ki kız arkadaşım evlendi,sonraki aşırı devrimci ve femendi Fransa da evlendi.Ayni dönemde ki nişanlandi,ertesi senekinin çocuğu bile oldu.
Bu kadar bok yemeye ve uzun suredir eski halimize dondugumuzden artik kendimize bir ceki duzen vermenin zamani gelmis olsa gerek.genel olarak bir şekilde talihlerini döndürdükde hayatlarina dokunduklarımızın.Gerci benim açımdan okuduğum su satır geldi aklima-
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi ağzıma sıçtı..)
Saykoluğa ilk adım.
Sarışın zamanlarımdan. (en solda,solcu olacağı bu fotograftan belliydi,hoş sulo "ya sev ya terket diyen bir hdpli,ablamda iyi partili oldu foto bir nevi siyasi durumlarızı da temsil)
Bu senenin şarkısı da scorpion un herhangi bir şarkısı olabilir. En çok dinledigim oydu. Si yu nekst yiır.
Yukarıdaki istatistiklerim de pek bir degisiklik yasanmadi. Sıkıntılı bir seneydi ve bitti iyi ki bitti. Umarım yeni yaş bana o yurt dışı fırsatlarını verir.
Bu senenin şarkısı paradice city olabilir.hic keyfim yok. Seneye.
24 mart 2020
Yine berbat bir sene ile karşı karşıyayız. Bunca üretken olduğum bu kadar sene içerisinde korona vb yerimde sayıyoru gibi.
İstatistikler e fotoğrafçılık ekleyelim. Ve bir kaç yabancı turist.
Bu ülkeden kurtulma hayalimi İngiltere vizesine basvurmakla basarabilecegimi düşünüyorum. Hayallerimi unutmadım ve her ne olursa olsun güney Amerika yi dolaşıp istediğim ülkelerin hepsini göreceğim.
Elim yoruldu yaş olmus 27 falan hala saykoyuz
Bu senenin şarkısı ay tenli gibi. Si yu neyse yine.
24 mart 2021
Afrikadayim. Bu yaş günüme buralarda girmeyi bende istemezdim ama bunaldım oralardan degisik bir ülke Afrika bakalım zaman ne gosterecek
Yurt dışı hayallerimi unutmadım. Gönül isterdiki burdan baslamayayim ama bu ülkede bundan ötesin yapamazdım. Bu sene içerisinde güney amerikaya gidiyorum. Muhtemelen sıradaki doğum günümde orda Olurum.
İstatistiklere hiç bir şey ekleyesim yok ama daha öncede belirmisim daha üretken bir adammisim. E zaman yontuyor.
Seneye buralara güzel şeyler yazmak dileğiyle.
24 mart 2023
Yine bir doğum günü şeyisiyle karşınızdayız ey halkım,bu blog okurları ve ileride okuyacak sayın kişiler. 2022 yi neden atlamisiz bilmiyorum ki muhtemelen afrikadan döndüğüm sikindirik zamanlarima denk geliyor. Afrikada kaybettiğimiz benliğimizi geçen yıl fethiye de tekrar keşfetmiş ve yukaridaki senelerde tuttuğum istatistiklere pek çok turist eklenmiş olacak ki ne şerefsiz biriymişim bunun istatistiğini tutmuşum.
2014 yılında dokuz Eylül de simge diye bir kız vardı. Sırf onun dikkatini çekmek sebebiyle açmıştım bu blogu ve 22 yaşımda her doğum günümü yazmaya karar vermiştim. Simgenin dikkatini cekemesem de vesile olduğu şey için teşekkürü borç bilirim. Sayesinde her senemi not aldığım bir günlük gibi bir sey oldu burası.
Bu yazıları su an çadır kampından yazıyorum. Bu seneki doğum günüm maalesef kötü bir doğum günü. 45 gün oldu depremi geçici ve evlere giremiyoruz. Daha detaylı notlar alırdım ama pek uykum var. Bir ay sonra Fethiyeye sezonun ardindan da o çok görmek istediğim güney Amerika gezime başlamayı düşünüyorum. Corona ve bin türlü aksilik sonucu umarım kasımda orada olurum.
Depremden bahsetmek istemiyorum çünkü çok acı. İleride bir gün bu yazıları muhakkak okuyacağım ve okuyacağına gülmek istiyorum,kaybettiğim onlarca arkadaşımı ve tanıdığımı hatırlayıp üzülmek değil.
Bu senenin mottosu gezi olaylarında güzelim Armutlu da öldürülen Ahmet Atakan kardeşimin duvar yazısı; Ne oldu lan büyük adam olamadıysak,hayallerimizi satmadık ya!
Seneye bu yazıyı Güney Amerikanın her hangi bir ülkesinden yazmak dileğiyle,tenk yu evri badi.
23/04/2024
Her yıl doğum günümde e dilediğim buyazıya başlamak üzereyken berbat bir müzik girdi araya ki sonradan düzeldi. Bu seneyi Kiev'den yazıyorum. Soğuk buralar gelmeyin. Neyse konumuza dönecek olursak yine kötü bir yıl oldugunu söyleyebiliriz ki bence bu doğduğumuz coğrafya ile alakalı. Doktoru da mutsuz çobanı da. Çoban örneğini özelllikle veriyorum ki dağdaki çobanla oyum bir değil siyasetine girmeyelim.
Geçen senenin ardından, kaybettiğim arkadaşlarim, yakınlarım ve Samandağ sokaklarındaki anılarım üzerine yazacak çok bir şey bulamıyorum ama buraya yazdığım şeylerin üzücü olmaması gerektiğine geçen sene karar vermişim zaten ve öyle devam etmesini umuyorum, her zaman +7 yaş ve üzeri okuyucu kitlesi için uygundur.
Önceki senelere baktığımda daha çok üretken daha çok saçmalayan daha çok hayal kuran
Bir yapım varmış ki bunu şu an muhtemelen doğru şarkı ile yapabiliyorum. Bloğu her yıl bu gün günceller kendi ilk yazdığım İzmir bucada günlerim geliyor aklıma ki o zamanlar zaten pek sakın değildim. İstatistiklere gelecek oşırsak eğer 2 ülke ekleyebilir ama güney Amerika hayalimizi gerçekleştirmediğimizi belirtelim. Şuraya diğer yazıyı da ekleyelim yeniler olabilir.
Bir yapım varmış ki bunu şu an muhtemelen doğru şarkı ile yapabiliyorum. Bloğu her yıl bu gün günceller kendi ilk yazdığım İzmir bucada günlerim geliyor aklıma ki o zamanlar zaten pek sakın değildim. İstatistiklere gelecek oşırsak eğer 2 ülke ekleyebilir ama güney Amerika hayalimizi gerçekleştirmediğimizi belirtelim. Şuraya diğer yazıyı da ekleyelim yeniler olabilir.
(https://boksinegi.blogspot.com/2014/05/hayaller.html)
Buraya kadar okuma sabrını gösteren bordo bereli okurlarıma mektup yazmak isterdim ama zamanı geçti, kartpostal da kullanılmıypor artık ve hala doğru müzik çalmadı.
Buraya kadar okuma sabrını gösteren bordo bereli okurlarıma mektup yazmak isterdim ama zamanı geçti, kartpostal da kullanılmıypor artık ve hala doğru müzik çalmadı.
Toparlamak gerekirse eğer sene özelinde; bazı şeyler lisede güzeldi, bazı şeyler edibin doblosuna 20 tl ye benzin koyup mızraklıya sevdiğimiz kızı görmek istediğimiz zaman, bazıları İzmir'de kız yurduna bakıp bulaşık yıkarken hoşlandığım kızın yurttan çıkmasını izlerken, bazıları ise Soldado'lu Valencıa yı Alisam ile ntvspor'da izlerken, bazıları Hüseyin'in emo tarzıyla Yahya abiyle beraber bahçem cafede dalga geçerken, bazıları karşıyaka pasaport vapurunda, bazıları vakıflı kapısuyu yolunda motorla gezerken, bazıları halı saha da takımın skor yükünü taşırken, bazıları halı saha maçına kız ister gibi eve gidip kalecinin annesinden izin alırken, bazıları maçlar için namazın ortasından kalkarken, bazıları gezi olaylarında feys ve tayf ile forumda olayların ortasında kalırken, bazıları kitap hediyesi alırken, Bazen yetkinle mızraklı dağlarında içerken,bazen künefe yerken bazen de konserlerde sarhoş olurken, bazen tanımadığın kişilerle kabak koyunda sabahlarken, bazen katrancı da İspanyol bazen ölü denizde Ruslar ile yüzerken,bazen 90kişilik turu arkandan sürüklerken,bazen gecenin 2 sinde otelden geliyorum deyip kaçarken,bazen gece 4 te sarhoş halde motosiklet kulanırlken ölü denizde bazendeki bunu tavsiye etmem, bazen İzmir'i özlerken,bazende sadece manzarayı izlerken diye devam ederim ama gel gelelim güzelim hem şıpsevdi sakızların aşk bazen saçmalıkları gibi oldu ki çok severim o sakızı. Bazende elimde yoruldu işte yani.
Toparlarken buraları muhtemelen artık bu sene gidiyorum güney amerika seyahatimeki ondan sonra inzivaya çekilebilirim Samandağ ında ( alay etmeyin).Her sene senenin şarkısını seçiyorduk ama bu sene muhtemelen sırf gökhan abi için ki ruhu şad olsun grup vitaminden takmayacaksın olabilir.
Klasik ve tekrar olacak ama, Bu ülkeye ve bu hayata dair hiç bir şeyin hiç bir zaman benim istediğim gibi olmayacağını biliyor ve sıradan bira almak yerine kiloluk birayı başımın ağıracağını bile bile içiyorum ve bundan acı duymuyorum.
Yine boş yaptık kapatırken, seneye güzel haberlerle editleriz burayı umarım ya yeter yani. Samtayms evri badi falan fistan işte sii nekst yiır,.
15.01.2025
Normalde bu yazıyı doğum günlerimin hemen öncesinde düzenlerken nereden esti aklıma bilmiyorum ama şu an bir şeyler yazasım geldi. Zira yazınca bir rahatlama geliyor ya da bir şeyler oluyor ama ne oluyor bilmiyorum. 3 dakika bu güne kadar yazdıklarıma bakıp devam etmem gerekiyor geliyorum.
3 dakikadan uzun sürdü. Şarkılar konusunda aşırı dengesiz olabilirim bir gün seda tripkolik dinlerken ertesi gün vivaldi dinleyebilirim ki müzik bu değil mi zaten?
Önemli olan melodinin sizi geçmişe ya da bir anıya götürmesi değil mi? Ki çok fazla anılar var ki mesela barış mançonun gülpembesi 7 yaşında bahçede kuzenleriyle oynayan önderi götürür beni. Biraz daha dinlersem aynı şarkıyı 98 ın bir kış günü evin önündeki asmaların iş yine asılmış hasırlar ve altında amcamın taziyesi için gelen insanlar. Ana okuluna gidiyorum o vakit yemek sepetinde başlanmış yumurta ve bir salatalık.
İnsanın en büyük zaafına yukarıda tekrar şahit olabilirsiniz. Hafıza. Her türlü anıyı saklıyor ve ölene kadar bırakmıyor. Duygusal bir adam değilim en azından dışarıya karşı öyle göstermedim hiç ama sonunda ne var, ne olacak?
Gel gelelim güzelim tekrar olacak gibi ama tikaninca bu yola başvuruyorum. Zamanında zaytung için yazabilirsin dediler ama "hadi be oğlum iki makara yapıyoruz burada hemen ciddiye aldınız sizde " Yapmayın. Hem kuş gibi adamız biz yüreğimiz gökyüzü falan. Normalde klasik bir kapatış yapacaktım ama bir şarkı çaldi bırakamadım. İnsanın lisede en yakın arkadaşlarıyla arasına bu kadar şey girmesi biraz değişik. Ama bizi bilen bilir ki her zaman hatırlanır biz 4 kişiydik. Bazen vakıflıda motorlarla, bazen okulu ekip meydan köyünde yüzmelere, bazen halı saha bazen erik çalmalara. Saçma sapan muhabbetler ve kendi gemimiz ile korsanlık yapacağımız hayallere. Zamanının önder corc cumhur ve mehmet tahası jan beylunı sıralarında ya da samandağın her hangi bir duvarında. Şu an belki karakterlerimiz uygun değil ama o zamanlar güzeldi.
Neyse duygusal bir şeyler yazardım ama duygusal değil. Hem yaş 30 larda bize göre değil. Sii letır.
03.02.2024 22.10 Kiev saati
Daha önce de belirttiğim gibi normalde sadece doğum günlerimde güncellediğim bu yazıyı ara ara günlük gibi kullandığından dolayı meşgul ediyorum. Her konu olduğu gibi tarihe ve yaradılışa onun dışında tesadüf ve genel geçer bir takım şeylere kafa yoran bir karakter olarak karşılaşmamızı düşündüm.
İnsanlığın ilk adımlarında atalarımdan olan Kwai ( ben koydum bu ismi) hakkında konuşmak istiyorum. Kwai geceleyin yıldızlara bakarak uyuyan ilk insanlardan ki Adem ile havva yanında halt etmiş. Kwai günün birinde klasik av için yola çıkacakken güzel bir dağ üstünden manzarayı seyreder orada kaybettiği iki dakikadan dolayı ava geç kalır ve gittiğinde sürüsünden pek çok kişinin bir aslan tarafından öldürüldüğünü görür. O manzara ve hayalperestlik sayesinde Kwai hayatta kalır
Ve genleri bir sonraki nesle aktarılır. Aynı nesilden owusu belki güney amerikanın fethinde İspanyol fatih Pizarro ile beraber belki de Viyana kuşatmasından, Fransız ihtilalinden ve devam nesli 2. Dünya savaşından sağ çıkar.
Büyük buhran, soğuk savaş ve pek çok şeyi de atlatmış olabilir belki ama TR de olduysa kurtuluş savaşından sağ çikmiş Adana'nın pamuk tarlalarında ebeveynleri fellah olarak çalışmış ve son olarak mevcut rejimi görmüştür. Kwai nin o hayal perestliği bu kadar olaya vesile oldu belki ama kader bu ya bir şekilde seninle tanışmams vesile oldu falan diye bitirmek isterdim ki şek geri dönüş yok şu an için. Doğum günüme biraz konu saklamam gerektiği için şu anlık burada bitiriyorum uyumam lazım.
23 mart 2025 Kiev saati ile 21.39 solomiansky
Yine bir doğum günü şeyisi ile karşınızdayız ey halkım. Muhtemelen burada yazılanları kimse okumuyor ya da hiç bir zaman okunmayacak ama yıllık gibi bir şey oldu artık burası. İleride çocuklarımın okuyacağı kesin. Genel olarak okumayı pek sevmeyen bir toplum olarak yıllığa dönüşen bu yazıyı güncelleme vakti geldi.
2024 için genel olarak güzel zamanlarım oldu diyebilirim 2025 içinse şu ana kadar bekleneni veremedi. Bu senenin müziği içinse henüz bir karar veren emekler beraber -çok yaşlıyım ya da hayırsız evlat güzel duruyor.
İnsan olgunlaşınca üretkenliğini kaybediyor ki bu yazılarıma da yansımış. 22 sinde Rio karnavalına katılmayı düşünen ve her ülkeden bir kız ile takılmayı hayal eden Öndere bakıyorum. Neyse bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Bu ülke muhtemelen ruhumuzu tüketti ama burada siyasette konuşmuyoruz.
Daha önce de yazmışız üzücü şeyler konuşmuyoruz siyaset konuşmuyoruz ne konuşuyoruz o zaman?
Mart aylarını çok severim. Sebebi kedilerin çiftleşmesi ve doğum günüm olduğundan tamamen bağımsız. Sebebi erik ağaçşarı. Erik ağaçlarının o muhteşem kokusunun ezdiğin taze otlarla karışmış hali benim için dünyanin kendisidir. Ya da ilk okul 2. Sınıfta amcamın erik ağacının çiçek açmasını seyredio o beyazlığa o muhteşem kokuya kapılmaktı. Ya da ilk aşkım adını bile hatırlamıyorum artık henüz 7 yaşındaydım Hristiyanlardan üst sınıf bir kızdı. Sabah uyanır odamdan balkona çıktığımda ise bahçenin o muhteşem kokusu burnuna gelir ve kara isaların dağı dediğim dağın eteklerinde beyazlıklar olduğunu görürdüm. Sonra 5. Sınıfta anneme aldırdığım erik ağaçları, şerbet ağacım. Hepsinin ortlak özelliği benim en güzel kokum.
Pek keyfim olmamak ile beraber yaratıcılığımdan da bir şeyler kaybetmiş olduğumun farkında olacağımdan fazla bir şey yazamıyorum. Genelde keyifli eğlenceli ve imla kurallarına uymayan şeyler yazarım ve bu yerinde olurdu çoğu zamanda komik.
Bu güne kadar yaşadığım şeylere bakınca artık huzurlu bir hayata dönmenin ve akıllı olmanın vakti geldiğini düşünüyorum ki bir yandan mayısta güney Amerika'ya gidip Machu Picchu da fotoğrafımızı çekip bizden bu kadar diyebileceğiz.
Şimdi müziği açtım ve biraz ilham geldi. Bazen geçmişi çok düşünürüm. Hayalperest ve sürekli bir heyecan arayan ruh hakimin yavaştan evcil bir adama doğru evrildiğini hissediyorum. Her insan gibi basit zevklere (akşam buluşmaları, aile yemekleri, bayram ve düğünler ki halı saha maçlarını bunlara eklemiyorum çünkü basit değil) sahip olup çoluk çocuğa doğduğun mahallede karışmak cazip gelmiyor değil. Ama her insanın yanılgısı olan ben farklıyım olayını yenmemiz gerekiyor ki bu da biraz zaman alır. Yine saçma bir şarkı çaldı bu arada. Zaman geçiyor, insanlar ölüyor, bazıları evleniyor bazıları boşanıyor, bazıları aldatıyor diğer kısmı aldatılıyor, bazıları içinde gücünde, bazıları kolaydaan parayı vururum derdinde. Bazıları bazen hep bazı,bazıları ise ne olduğunu umursamıyor. Bazen bazı yerlerde daha da saçmalamaya giderdim ama yazıyı da gereksiz uzatıyor gibiyim ve modern talking çalmaya başladı. Ne alaka abi ya şu saatte modern talking. Babam gençliğinde Arabistan'da dinlerdi diye düşünürüm ama modern talking ten bir haber adam. Şarkı Atlantis bu arada.
Kapanışı yapmam lazım artık. Biliyorum bu sene takip eden belki beklediğini bulamadı ama ne yapalım kardeşim sürekli yaratıcı olamıyoruz. Buraya kadar sabırla okuyan değerli takipçiledndjdjdjdjd şaka
Bu seneden tek beklentimiz sensin diyeceğimde fazla şey yapmayalım. Çünkü bu cümlenin devamı güney Amerikanın fethi ile fatih Pizarro nun tanışmamıza etkisi ki o da ayrı konu ama yazacağım güzel hikayedir. Bu gün doğru şarkı da çalmadı. Bitirirken iyi bir şeyler söylemek isterdim ama gerçekten elim yoruldu artık seneye. Game of thrones sezon finalleri gibi yapmak istemezdim ama napıyın bizimde olayımız bu. Sii nekst yıır üzmeyin kendinizi, hayat bunun için çok kısa. Öpüyorum. -havares
23 mart 2026
Bir sene daha geçmiş. Gayet güzel bir sene gibi duruyordu aslında benim için. Her sene güncellediğimiz yazıyı güncelleme vaktimiz gelmiş ama pek kendimde değilim.
Bu yazıyı ilk yazmaya başladığım zamanda da bahsetmiştir adımı nenem vermiş bana. Muhtemelen bana bıraktığı en büyük ve güzel miras diyebilirim. Ben bu yazıyı yazarken kendisi entübe edilmiş durumda. Muhtemelen kendisini bir daha göremeyeceğim ve bunun ne kadar saçma ve acı olduğunu anlayamıyorum.
Bu yazıyı her yazdığımda kesinlikle kötü ya da moral bozucu şeyler yazmamsam gerektiğini yazmışım bu yüzden anılarımdan yola çıkacağım
Bahar aylarını sevmemin nedenlerinden biride nenemiz muhtemelen. Henüz 8 10 yaşlarımda beni bahçede arkasından sürükler (yabancıların bahçesinden ot koparmaya) otları el arabasına yükletir tekrar tekrar gelmemi söylerdi. Bunun iki sebebi vardı, yılanlardan korkardı görmeye bile dayanamazdı, diğer sebepte bunu yapacak başka biri yoktu benden başka. O zaman taşıdığım otun, bahçelerden geçerken baharın kokusu hayatım boyunca unutamayacağım kokulardandir. Sırf bu yüzden bahar aylarında sebepsiz bahçede dolanırım sabahları.
Bizim namık kemal ilk okulunu bilen ve hatırlayan o günleri de bu yazacağımı da hatırlayacaktır. Okul saat 3 gibi dağılır ve biz 4 5 gibi top oynamak için sahaya dönerdik. Ama benim görevim yeni başlardı. Nenenin kopardığı otları eski evden alıp okulun sahasından geçip eve götürmekti. Sırf benim yüzümden maçlar hep geç başlardı.
Tv izlerken kendisi ayrı bir film olurdu ki bu komedi filmini arıtmazdı. Maçta izlerdi hangi rengi seviyorsa o takımı tutardı.
Amcamın oğlu ile patates kızartmaya çalılır beceremezdik bizden alıp kendi yapardı kıyamazdı bize.
Daha fazla yazacak durumda değilim zaten son zamanlarda yaratıcı özelliğimden de pek eser yoktu. Buraya bu sene için gerçekten güzel şeyler yazmak isterdim ama hayat gerçekten tuhaf ve acı. Hatta benim gibi çoğu şeyi dalgaya alan biri için bile. Yarın doğum günüm ve adımı sen koydun. Sana daha güzel veda etmek isterdim ama edemiyorum da. Dünyanın neresine gidersem gideyim hep yanımda olacaksın.Bu konu hakkında söyleyeceklerim bu kadar nene.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder